Köpeklerde Leishmania Hastalığı



Köpeklerde Leishmania Hastalığı

Leishmania hastalığı zoonoz (hayvanlardan insanlara bulaşabilen) karakterde olması sebebi ile önemli bir hastalıktır. Bu hastalık çeşitli vektörler (kene, sinek, pire gibi) aracılığı ile canlıdan canlıya taşınır ve hastalık meydana getirir. Hastalığın çeşitli hayvan türlerine ve insanlara özgü birçok farklı etkeni olması ile beraber köpeklerde Leishmania canis ve Leishmania tropica hastalık meydana getirmektedir. Leishmania etkeni protozoa (tek hücreli ökaryotik canlıların yer aldığı bir sınıf) sınıfında yer alan bir etkendir. Hastalık ise protozoal bir hastalıktır. Leishmaniasis, köpeklerde kronik seyreder ve genellikle ölümcüldür.

Etken ve Bulaşma

Köpeklerde başlıca etkenler Leishmania canis ve Leishmania tropica’dır. Etken başta kum keneleri olmak üzere sinekler, pireler gibi çeşitli vektörler aracılığı ile bulaşır. Özellikle tropikal ve sıcak olan bölgelerde bu hastalık daha yaygın olarak görülür. Aynı zamanda bahar ve yaz aylarında vektörlerin daha aktif olması sebebi ile daha sık görülür. Fakat hastalığın inkübasyon süresi çok uzun olduğundan etken yaz aylarında bulaşmış olsa bile hastalık daha sonrasında kış aylarında da görülebilir.

Resim: Leishmania tropica etkeninin boyama sonucu mikroskobik görünümü

Leishmania tropica

Formları ve Klinik Belirtileri

Bu hastalığı köpeklerde kutanöz (deri) form ve viseral (organ) form olmak üzere 2 farklı formda görebiliriz. Hastalık 5 aylık köpeklerden itibaren hemen hemen her yaşta görülebilir. Yapılan bazı araştırmalarda özellikle 5 yaş üstü köpeklerde daha sık görüldüğü belirlenmiştir.

Hastalığın kutanöz formu daha tipiktir ve deride oluşturduğu lezyonlar ile tanınır. Derinin dermis tabakasındaki leishmania amastigotlarına karşı ortaya çıkan hücresel immun yanıtın dermis tabakasının anatomik yapısında meydana getirdiği değişiklikler sonucunda; hiperkeratoz, depigmentasyon, kepekli dermatitis, deride zayıflık, elastikiyet kaybı, deride kuruma ve sertleşme gibi deri belirtileri ortaya çıkar. Bu lezyonlar daha sonra yüzeysel ve düzensiz olan eksülserasyonlar oluşturur. Bu eksülserasyonlar özellikle kulaklarda, burunda, gözlerde, bacakların eklem yerlerinde görülür. Ayrıca etkenin kıl folliküllerine yerleşmesine bağlı olarak, kıllarda matlaşma ve dökülme görülür. Kıl dökülmesi başta göz çevresinde olmak üzere, burun çevresinde, kulaklarda, boyunda, göğüs kısmında, eklemlerin çıkıntılı yerlerinde ve kuyrukta daha sık görülmektedir. Etkenin tırnağın matriksine yerleşmesi ve tırnaktaki sürekli büyüme sonucunda, güçlü kıvrımlarla karakterize oncogryposis meydana gelir.

Hastalığın viseral formunda ise en sık karşılaşılan belirti kilo kaybıdır. Hasta ciddi anlamda kilo kaybeder. Bunun yanında böbrek ciddi anlamda etkilenen organlardan birisidir. Böbrek yetmezliğinin şekillenmesi ile beraber iştahsızlık, poliüri ve polidipsi, kusma gibi belirtilerde ortaya çıkar. Gözlerde de konjuktival membranlarda, kırmızı renkli, mukopurulent ve purulent akıntılar ile karakterize olan bir konjuktivitis tablosu vardır. Yine gözlerde keratitis sonucunda korneada, mavi rekte bulutlanma, pupillar deformasyon ve ülser meydana gelebilir. Nasal mukozada, trombositopeniye ve ülserlere bağlı olarak burun kanaması ortaya çıkabilir. Yine özellikle popliteal ve preskapular lenf yumrularında büyüme gözlenir.

Tanı, Tedavi ve Korunma Yolları

Hastalığın tanısında anamnez, klinik muayeneler ve kutanöz formda lezyonlar yardımcı olur. Kesin tanı için çeşitli yöntemler uygulanabilmektedir. Derideki lezyonlardan alınan biyopsi ve hızlı test kitleri tanıda en sık kullanılan yöntemlerdir.

Tedavi süreci uzun ve zordur. Başta sistemik antiprotozoal ilaçlar olmak üzere çeşitli ilaçlar ile tedavi mümkündür. Burada hastalığın şiddeti, hastanın genel durumu ve lezyonlar önemlidir. Aynı zamanda hastanın genel durumunu destekleyici tedavide uygulanır. Duruma göre veteriner hekimler tarafından en uygun şekilde tedavi yapılacaktır. Özellikle böbrek yetmezliği gelişmiş olan hastalarda tedavi daha zordur. Tedaviye rağmen hastalığın nüksetme durumu her zaman söz konusudur.

Korunma olarak ise özellikle vektörler ile mücadele önemlidir. Keneleri ve diğer ektoparazitleri köpeklerden uzak tutmak için dış parazit uygulamaları düzenli olarak, zamanında ve bir veteriner hekim tarafından yapılmalıdır.


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ